Kur’an Okurken Nasıl bir vaziyet alınır

Kur’anı Kerim  Abdest ile  Kıbleye dönülerek  oturur şekilde Bağdaş kurmaksızın bir yere yaslanmadan tam bir edeb üzerinde okunur.

İmam-ı Nevevi R.A buyuruyor ki:

Fatiha dan başka Diğer ayet ve sürelerden ezberlemek nafile ibadetten daha hayırlıdır. çünkü o Farz-ı kifayedir,

Kur’anı Kerim Okumanın sevabına gelince Onun Manasını bılenede , Bilmeyenede sevap ve mukafat vardır çünkü, Kur’anı kerimin Lafzını okumakta bir ibadetdir. Diğer şeyler ( zikirler, dualar, ) Böyle değildir azda olsa manasını bılen sevaba erer bilmeyen ise sevaba naıl degıldır, İlim ile meşgul olan zaatların çoğu bu görüştedir. Bazısına gore bu mesele üzerinde durmak gereklıdır Ama, Bize göre en üstün en büyük en Şerefli olan Kur’anı kerımı Okumaktır. Çünkü Cenabı Hakkın Habibi olan Peygamber efendımız S.A.V : Allah Kelamının Diğer kelamlar ( sözler) Üzerine olan üstünlüğü , Cenabı hakkın Yarattıkları üzerine olan üstünlüğü gibidir Buyurmuşlardır, Diğer hadisi şeriflerinde

“Allah ıle konusmak ısteyen kımse Kur’anı kerımı okusun”

“Sizden kim Rabbi ile Konuşmak istiyorsa Kur’anı Kerim okusun ”

” Eğer hz. Allahın ; “And olsunki , biz Kur’anı kerimi Dusunmek için kolaylaştırmısızdır . Ohalde Bır dusunen varmı ? ” Mealındekı Beyanın olmamış olsaydı, Diller Kur’anı kerımı okumaya Güç yetıremezdı . Çünkü Onun Azameti ve Muhabbeti Oldukça Yüksektir”

(Kimyayı saadet ciilt 2 s.170 )

 

Kuran-ı kerim okuma ve okutma’nın fazileti

Hz. Allah ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor: ( Zalikel kitabü la raybe fihi hüden lilmüttegın )

Bu bir kitabtırki kendisinde kendisinde hicbir şüphe yoktur. Takva sahipleri için doğru yolun ta kendisidir ( kynk :Kuran nın faziletleri ve okunma kaideleri sahife :71)

Kuran-i kerim Ramazan ayının 27. gecesinde Kadir gecesinde Nazil olmaya başlandı ve 23 yıl içinde tamamlandı, Kuran-ı kerime kuran isminin verilmesinin sebebi, ilahi kitaplar arasında kitapların belki bütün ilimlerin semerelerini içinde toplamış olduğu içindir , nitekim yüce Allah ayeti kerimesinde ; ( vetefsile külli şey in ) Herşeyin tefsilidir ( yusuf süresi ayet 111)

Peygamber efendimiz Kuran-ı kerimin fazileti hakkında şöyle buyurmustur ; Bana tevrat yerine es-sebi verildi , Zebur yerine miun verildi , İncil Yerine mesani verildi , Mufasallar da fazla olarak verildi buyurmustur. Kuran-ı kerimin sureleri Ayetlerini çokluğuna göre 4e ayrılır

1.Sebi 2.miun 3. Mesani 4.Mufassal dır

Bakara, Ali imran , Nisa , Maide , En’am , Araf ve Yunus sürelerine uzunluklarından dolayı seb’ut-tuvel (7 uzunlar) denir

Kuran-ı kerimde 100 den fazla veya 100e yakın ayetli süreler vardır, Berae (tevbe) , Nahl, Hud, Yusuf, kehf , isra, embiya, taha, mü’minin , şuara sürelerine miun( yaz ayetleri) denir

Miun sürelerinden sonra gelen ve 100 den az ayetli sürelere mesani denir , Kuran-ı kerimde 100 den az ayetli mesani sürelerini  sık sık takip eden ve araları besmele ile ayrılmıs bulunan kısa sürelerine mufassal denir. Ve uzun sürelerine “uzun mufassallar ” orta olanlara “orta mufassallar” denir ( kynk. islam tarihi cilt 1 sahife 208 )

Peygamber efendimiz s.a.v hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor ” Ümmetimin en faziletli ibadeti kuran-ı kerim okumaktır. Peygammber efendimiz s.a.v Asabı ikrama ,”Demir nasıl paslanırsa,  kalplerde öyle paslanır ” buyurdu Asabı ikram ,” Onun cilasi nedir ” diye sordular Peygammber efendimizde ; Kuran-ı kerimi okumak ve Ölümü hatırlamaktır” buyurdu (kynk: Muahalefetul kulüp (kalplerin keşfi) sahife 546 )

İslam’a Göre Kadın Erkek İlişkisi Nasıl Olmalıdır?

Günümüzde kadınlar hayatın her alanında aktif olarak yer almaktadır. Okulda, hastanede, işte kısaca hayata dair her yerde kadınlarla erkekler iç içe yaşamaktadır. Bu durum, kadın erkek ilişkileri nasıl olmalıdır, dinimize göre yabancı kadınlar ile erkekler arasında mesafe nasıl olmalıdır, kadınlar erkeklerle rahat bir şekilde konuşabilir mi, kadınlar yabancı erkeklerle yemeğe çıkabilir mi, kadınlar erkeklerle el sıkışabilir mi, sorularını akla getirmektedir.

İslam dininde her şeyin bir ölçüsü vardır. İslam dini bir şeye ölçü koyarken, bireylerin haklarını göz önünde bulundurmuş ayrıca toplumun ve bireylerin zarar görmemesi için gerekli tedbirleri de almıştır. İslam dininde konulan her kural, toplumda ve bireyin hayatında çıkacak kargaşayı önlemeyi amaç edinmiştir. Bu nedenle İslam dini asırlar öncesinden bugünün toplumuna hitap etmiş, evrensel bir dindir.

İslam’a göre kadın erkek ilişkileri nasıl olmalıdır, İslam dini bu konuda nasıl sınırlar çizmiştir, konusunu konuşuyoruz. İslam dini yabancı bir erkekle, bir kadının aynı ortamda yalnız kalmasını uygun görmemiş, bu konuda Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Muhammet Mustafa sallalahü aleyhi ve sellem efendimiz “iki kişinin üçüncüsü Şeytan’dır” buyurarak zina tehlikesine dikkat çekmiştir.

İslam’ın emirleri incelendiği zaman, Allah’ü Teala’nın emir ve yasakları ile karşılaşırsınız. Kur’an’ı Kerim’de zinayı anlatan bölüme geldiğiniz zaman, Yüce Rabbimiz “zinaya yaklaşmayın” buyurmuştur. Zina yapmak haram olduğu gibi, zinaya yaklaşmak dahi çirkin görülmüştür.

İslam dini bu konuda son derece hassas davranmış, ev oturmalarında bile yabancı erkeklerle, yabancı kadınların aynı ortamda oturmasını doğru bulmamış, haremlik, selamlık diye tabir ettiğimiz, ayrı ayrı odalarda oturmayı uygun bulmuştur.

Sağlam bir toplumu sağlam bir aile oluşturur. Ailelerin sağlam olması için temeline zina karışmamalı, birey ve toplum böylesine büyük bir tehlikeden korunmalıdır. Kadınlar ve erkekler, kendilerine haram olan cinsleri ile konuşurken, dikkat etmeli, karşı tarafın ilgi ve alakasını cezbeden hal ve hareketlerden şiddetle kaçınmalıdır.

Boşanmaların temel nedenlerinden biri aldatmadır. İnsanlar İslam’ın koyduğu ölçülerin dışında bir hayat yaşadıkları zaman, harama bulaşmak daha kolay olur. Kadın ve erkek ilişkilerinde sınırlar aşıldığı zaman, peşinden aldatma gelecektir.

Dini Sohbet

İnternet’in kötü yönleri olduğu gibi iyi yönleride vardır. Sohbet sitelerinde harcayacağınız boşa vakitleri, dini sohbete harcayarak değerlendirebilirsiniz. Dinimizle ilgili bildiklerinizi diğer insanlarla paylaşıp, onların bilgi birikimlerinden faydalanmak sizin elinizde. Sohbet’in güzelliklerini birde inancımıza uyarladığımız zaman, hem huzur hemde hazzı aynı anda yaşama fırsatına erişebiliriz. Bununla beraberde yeni dostlar edinebiliriz. Edindiğimiz dostlarla sürekli konuşarakta stresimizi atma fırsatına ulaşabiliriz. Böylelikle hem arkadaş çevremizi genişletip, hemde eğitici yararlı konularda bilgi sahibi oluruz. Dini Sohbet sitesinin açılma amacı tamamen  bilgi paylaşımdır. Sohbet tadın öğrenilen bilgiler asla unutulmaz. Akılda ki kalıcılığı her zaman daha fazladır. Bu nedenle internette ki kötü ortamlardan uzak durup, iyi bölümlere yönelme şansımız varken, neden kullanmayalım ki.

Kuran’ı kerimi anlayarak okumak

Kur’ân-ı Kerim toplumumuzda en çok okunan kitap durumunda ve evinde Kur’ân-ı kerim bulunmayan olmamasına rağmen ne yazık ki en az anlaşılan kitap durumundadır. Allah Kurân’ı sadece bir kısmımızın okuyup anlaması, diğerlerinin anlayamasalar da Arapça metninden okuyup kulluk vazifelerini yerine getirmeleri için indirmemiştir. Bazı ayetlerde “Biz, onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur’ân yaptık” (Yusuf Suresi 2. Ayet), “İyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’ân yaptık” (Zuhruf Suresi 3. Ayet) belirtildiği üzere Allah bizim Kurân’ı okuyup anlamamızı ve ibadetlerimizi Kurân’da belirtildiği gibi yapmamızı istemiştir. Yüce Allah kulları arasında mutlak adalet sahibidir. Hiçbir kuluna adaletsiz davranmaz. Kurân’ı sadece belli bir topluluğa değil tüm insanlığa göndermiştir ve herkesin anlaması için Arapça olarak indirmiştir. Bu bize Allahın bir lütfudur.

Kurân’ı anlamadan sadece Arapça metninden okuyarak hikmetlerini tam anlamıyla bilip hayatımıza uygulamamız ne kadar mümkün olabilir sizce? Örneğin günlük hayatımızda ve kıldığımız namazların her rekâtında Fatiha Suresi’ni okuyoruz. Peki, okurken anlamını bilerek okuyabiliyormuyuz. Namazda Fatiha’yı okurken Hamdın Âlemlerin Rabbi olan Allaha mahsus olduğunu, O’nun Rahman ve Rahim olduğunu, hesap gününün sahibi olduğunu, yalnız ona ibadet edip yalnız O’ndan yardım dilediğimizi ve bizi sapmışların yoluna değil doğru yola iletmesini istediğimizi aklımızdan geçirerek okuyabiliyor muyuz? Namazımızı kılarken okumuş olduğumuz surelerin anlamını bilmeden veya rükuya veya secdeye giderken Allah’a nasıl dua ettiğimizi bilmeden namazlarımızı huşu içinde kılmamız ne kadar mümkün olabilir. Tabii ki namazda asıl önemli olan konu ibadet şuurudur ama en azından öğrenebildiğimiz kadarının anlamını öğrenmeye çalışmamız ve bu konuda gayret göstermemiz gerekmektedir. Okuduğumuzun mânasını bilmek ve namazda bunu düşünmek için okuyacağımız Kur’an’ın namazdan önce meâlini okuyup namazda kuran okurken bu mâna ve içerik üzerinde düşünebililiriz ve bu sayade şeytana vesvese vermesi için de fırsat vermemiş oluruz.

Allah’a kulluğumuzu tam olarak yerine getirebilmemiz için Kuran’da Yüce Allah’ın bize Peygamberimiz aracılığıyla bildirmiş olduğu hükümleri bilmemiz gereklidir. Kuranı bilmeden tam anlamıyla ibadet etmemiz mümkün olmaz. Allah bize neyin helal neyin haram olduğunu, neyi yapıp yapmamamızı ve ne şekilde ona kulluk vazifemizi yerine getirebiliriz bunların hepsini bize Kuran’da bildirmiştir. Bunların hepsini bilip hayatımıza uygulayabilirsek tam anlamıyla ibadet etmiş olabiliriz.

Kur’an bize hak ile batılı birbirinden ayırıp doğru yolu bularak hidayete ermemizi sağlamak için bir yol gösterici olarak indirilmiştir. Günümüze bakıldığında Kur’an daha çok ölülerimizin ruhu için, büyü ve nazardan korunma için, hastalarımıza şifa olması için ve namazlarımızda gerekli olduğu için okunmaktadır.Kur’an-ı sadece bu sebepler için değil bize bildirilmiş olanları bilmemiz için de okumamız gerekmektedir.

Kur’an-ı Arapça olarak okumak ve dinlemekte bir ibadettir. Burda belirtmek istediğimiz Arapçayı öğrenip Kur’an-ı anlamak değil, mealler ve tercemeler aracılığıyla Kur’an’da belirtilen hükümleri öğrenmeye çalışmamızdır. Bir çoğumuz Arapça yazıyı okumakta zorlandığı için sadece aklında kalıp ezberledikleriyle yetinmektedir. Bu ve bunun gibi sebepleri bir kenara bırakıp Kur’an’da belirtilen hükümleri öğrenmemiz gerekmektedir. Buda meal ve tercemelerin okunmasıyla mümkün olacağından bunları bol bol okumamız gerekmektedir. Türkçe meal ve tercemelerin de okunması sevap olacağından buda bir anlamda ibadettir.

Allah tüm ibadetlerimizi kabul etsin… (Amin)

RAMAZAN AYI ve FAZiLETi

Ramazan ay, kamerî aylardan ad Kur’ân’da geçen
tek aydr. (Bakara, 2/185) slâm’n be temel esasndan biri olan
oruç ibadetinin Ramazan aynda yerine getiriliyor
olmas, bu ayn önemini ortaya koymaktadr.
I. KAVRAMSAL ÇERÇEVE
1. “Ramazan” Kelimesinin Anlam
Bu kelimenin hangi kökten geldii dolays ile anlam
nn ne olduu konusunda çeitli görüler bulunmaktad
r:
a) Ramazan kelimesi, güz mevsiminin banda yap
yeryüzünü tozdan temizleyen yamur anlamndaki “ramdâ
  ” kelimesinden türetilmitir. Bu yamur, yeryüzünü
ykayp temizledii gibi Ramazan ay da iman edenleri
günahlardan ykayp temizler.
b) Ramazan kelimesi, günein iddetinden talarn
son derece kzmas anlamndaki “ramada   ” kelime sinden türetilmitir. Bu kökten türeyen “Ramazan” kelimesi,
kzgn yerde yaln ayak yürümekle yanmak demektir.
Bu kelime, slâm’n’ be temel esasndan biri olan orucun
tutulduu aya özel isim yaplmtr. Bu ayda Allah
için oruç tutularak açlk ve susuzluk çekilir ve böylece
orucun harareti ile günahlar manen yaklr.
c) Ramazan kelimesi, klcn namlusunu veya ok demirini
inceltip keskinletirmek için iki kaygan ta arasna
koyup dövmek anlamndaki “ramada   ” kelimesinden
türetilmitir. Araplar silahlarn bu ayda bileyip hazrlad
klar için bu isim verilmitir.
d) Ramazan kelimesi, Allah’n güzel isimlerinden biridir.
Allah’n rahmeti sayesinde adeta yanp yok olmas
dikkate alnarak oruç tutulan aya bu isim verilmitir. Bu
anlamda “ehr-i Ramazan”, “Allah’n ay” demektir. (Yazr,
I, 642–644)
Ramazan kelimesinde; temizlik, yanmak ve keskinlik
anlamlar vardr. Ramazan aynda oruç ve dier ibadetlerle
Allah’a yönelen müminler, günahlarndan temizlenir,
arnr, bilinçlenir, iman ve ahlak bakmndan keskinle
ir, kuvvetlenir.

Zekatın Şartları

Zekâtla ilgili fıkhî bilgi ve tartışmaların başında, zekâtın kimlere hangi
şartlarda farz olduğu ve verilen zekâtın geçerli olabilmesi için ne gibi şartların
gerektiği hususu yer alır. Ancak buna geçmeden önce konuyla ilgili bazı
temel terimlerin açıklanmasında fayda vardır.
Zekâtın vücûb sebebi zenginliktir. Artıcı vasıfta belirli bir miktar mala
mâlik olan kimse zekât açısından zengin sayılır. Zenginliğin ölçüsü sayılan
miktara ve alt sınıra “nisab” tabir edilir. Borcundan ve tabii ihtiyaçlarından
fazla nisab miktarı artıcı mala sahip olan ve bu malının üzerinden bir kamerî
yıl geçen kimse zekât ödemekle mükellef olur.
Zekâtın rüknü, yani onun yapısından bir parça teşkil eden unsur, zenginlik
ölçüsü sayılan miktardaki maldan zekât borcunu çıkarmak ve onu
hak sahibine temlik ve teslim etmektir.
Zekât; müslüman, hür, akıllı, bâliğ, tabii ihtiyaçlarından fazla artıcı vasıftaki
mala tam bir mülkiyetle mâlik olan ve bu mâlik oluşunun üzerinden bir
(ay) senesi geçen kimselere farzdır. Bu farzın sahih olarak ödenebilmesi için
de ehline verilmesi ve verilirken de niyet edilmesi gerekir.
Görüldüğü gibi zekâtın farz olabilmesi için hem mükelleflerle ve hem de
mallarla ilgili şartlar vardır. Aynı şekilde bu farzın edasının sıhhati için de
birtakım şartlar aranmaktadır.

Kaynak Diyanet

14 Şubatta Hediye Seçimi

Sevgililer günü yaklaşıyor. Millet harıl harıl hediye bulma derdine düştü. Sevgilisini nasıl mutlu eder diye düşünürken, 14 Şubat’ı geçirmemekte önemlidir. Çünkü, gününde alınmadıktan sonra aynı anlamı ifade etmeyecektir. Erkek ve kızlara verilen hediyeler farklılık göstermekle birlikte ortak olabiliyor. Bazı firmaların ürettikleri, tişört, bere veya künyeler güzel hediyeler olabilir. Ayriyetten, isim yazılı sihirli bardaklarda seçimlerinizin arasında olabilir. Son günlerde piyasa çıkan ve oldukça rağbet gören, sonsuzluk kolyesi de erkeklerin tercihleri arasında çoktan yerini aldı. Ama herkesin bildiği gibi, mutlu geçirilecek bir gün, bütün hediyelere eş değer olacaktır. En önemlisi 14 Şubat’ı sevgilinizle mutlu ve huzurlu bir şekilde geçirmenizdir. Tüm günler sizin olabilir ama adı koyulmuş bir sevgililer gününde değerini bilmek gerelidir.

Dini Sohbet

İnternet’in kötü yönleri olduğu gibi iyi yönleride vardır. Sohbet sitelerinde harcayacağınız boşa vakitleri, dini sohbete harcayarak değerlendirebilirsiniz. Dinimizle ilgili bildiklerinizi diğer insanlarla paylaşıp, onların bilgi birikimlerinden faydalanmak sizin elinizde. Sohbet’in güzelliklerini birde inancımıza uyarladığımız zaman, hem huzur hemde hazzı aynı anda yaşama fırsatına erişebiliriz. Bununla beraberde yeni dostlar edinebiliriz. Edindiğimiz dostlarla sürekli konuşarakta stresimizi atma fırsatına ulaşabiliriz. Böylelikle hem arkadaş çevremizi genişletip, hemde eğitici yararlı konularda bilgi sahibi oluruz. Dini Sohbet sitesinin açılma amacı tamamen  bilgi paylaşımdır. Sohbet tadın öğrenilen bilgiler asla unutulmaz. Akılda ki kalıcılığı her zaman daha fazladır. Bu nedenle internette ki kötü ortamlardan uzak durup, iyi bölümlere yönelme şansımız varken, neden kullanmayalım ki.